|
|
 |
 |
Okunma |
|
37 |
Aşkın, koku yoluyla karşısındaki erkeğin
bağışıklık sistemi hakkında bilgi sahibi olan ve ona ilk aşk
sinyallerini gönderen kadınlar tarafından başlatıldığı bildirildi.Çukurova
Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Tuncay Özgünen, yaptığı açıklamada, aşk kavramının kadın ve erkekte
ergenlik çağlarında başladığını, sevginin ise kişinin kendisini ”Ben
kimim?, Neyim?, Neden dünyaya geldim?” gibi sorularla tanımaya
başladığı süreçte ortaya çıktığını belirtti.
Özgünen, aşkın kendi biyolojik
karşılıkları olan kurallarının bulunduğunu, sevginin ise bundan farklı
olarak, daha değişik gereksinimlere yönelik ve üreme işlemiyle ilgisi
olmayan bir organizasyon olduğunu söyledi.
Aşk dürtüsünün 4 duyunun harekete
geçmesiyle başladığını ifade eden Özgünen, aşkın başlaması için ilk
olarak karşıdaki kişinin kokusunun beynindeki aşk dürtülerinin
uyarılması gerektiğini vurguladı.
Özgünen, kokuyla başlayan paylaşımların daha sonra sesi ve görüntüsü beğenilen kişiye dokunmakla devam ettiğini kaydetti.
Kadının koku yolu ile karşısındaki
erkeğin bağışıklık sistemi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden
Özgünen, şunları söyledi:
”Eşler seçim yaparken kendi bağışıklık
sisteminden çok daha farklı sisteme sahip olan kişilere yönelir. Bunun
nedeni ise kadının doğacak çocuğunu daha gelişmiş bir bağışıklık
sistemiyle dünyaya getirmek isteğidir. İlk olarak kokuyla başlayan
sinyaller, daha sonra gözlerle kurulan iletişim, ses ve dokunma ile
aşkı ortaya çıkarır. Bu nedenle aşk, hiçbir zaman erkek tarafından
başlatılmaz, seçimi kadınlar yapar.” Özgünen, ilk sinyalleri kadınların
gönderdiğini ve daha sonraki sürecin erkek-kadın ilişkisi içinde
geliştiğini kaydetti.
Eş seçiminde erkeğin kendisine özgü
kriterleri olmadığını belirten Özgünen, erkeğin biyolojik olarak güzel
olana yöneleceğini, çocuğunu en sağlıklı şekilde taşıyacak, besleyecek,
doğuracak ve bakacak kadını aradığını ifade etti.
Özgünen, kadının ise özgül olduğunu ve
belirli sisteme göre ölçüp tartarak en iyi partneri seçmeye özen
gösterdiğini belirterek, ”İlk olarak erkeğin kokusunun kendisine uygun
olup olmadığına karar verir daha sonra görüntüsüne dikkat eder. Zeka,
güvenilirlik, iletişim, erkeğin kendinden mutlu olması kadınların
aradığı özelliklerdir. Kadın için cinsellik son sıralardadır” diye
konuştu.
Aşkla başlayan evlilik çabuk bitiyor
Özgünen, üreme çağının çok yoğun
baskısı altındaki kişilerin, aşkı ve sevgiyi birbirine karıştırdığını,
bunun boşanmalar, yanlış anlaşımlar ve yorumlara neden olduğunu
vurguladı.
Evliliğin sevgi temeli üzerinde yürüyen
ve kurallara dayanan bir kurum olduğunu belirten Özgünen, aşkla
başlayan evliliklerin ise çoğunlukla hüsranla sonuçlandığını kaydetti.
Özgünen, aşkın erkek için günlük
olduğunu, kadında da değişikler olsa bile en fazla 4 yıl sürdüğünü, bu
sürecinde doğacak bebekten kaynaklandığını belirtti.
Özgünen, sevginin genellikle dünya
görüşleri birbirleriyle örtüşen partnerler arasında gerçekleştiğini,
aşkın ise birbirinden en uzak kitleler arasında meydana geldiğini
söyledi.
Bu nedenle aşkın batmaya mahkum
olduğunu ifade eden Özgünen, ”Farklı yapılara sahip kişiler arasındaki
ilişki fazla uzun sürmez. Balayı dönemi bittiği zaman evlilik de
bitiyor. Aşkta cinsiyet ve cinsellik ön planda, sevginin ise cinsiyetle
ilgisi yok” diye konuştu. Kaynak : AA
|